Ama şöyle sahiden
de aynaya bakıp da “fıstık gibiyim maşallah!” dediniz can-ı gönülden. Tahmin
edeyim; hatırlamıyorsunuz.
Çünkü
kendinizi güzel/yakışıklı bulmuyorsunuz. Televizyon kanallarının, magazin
dergilerinin, internet sitelerinin pompaladığı kriterlerle ilgimiz yok çünkü.
Çünkü ayva göbeklerimiz, armut kalçalarımız var. Çünkü burnumuzda kemerimiz,
bacaklarımızda selülitlerimiz var. Çünkü hiçbirimiz Adriana gözlerine, Angelina
dudaklarına sahip değiliz. Çünkü David Beckham gibi adonislerimiz, six
packlerimiz yok.
Bu yazıyı
yazıyorum çünkü tam da bu sabah yine tepem attı. İşe gelmek üzere binmiş
olduğum araçta oldukça zayıf diyebileceğim bir kadın başka bir kadını diğerinin
haberi olmasa da aşağıladı. Çünkü diğer kadın kiloluydu, üstelik bu yetmiyormuş
gibi bir de tayt giymişti. Kadına bakarak burun kıvırışını, edalı tavırlarla
tepeden bakışını ben gördüm. Muhtemelen bu yaptığını başkaları da gördü.
İyi de ne hakla?
O zayıf
hanım kızımız bunu yaparken karşısındakinin hasta olabileceğini, ilaç
kullandığı için bu halde olabileceğini neden düşünemiyor? Ya da belki de o
kadın yeni doğum yapmış bir annedir mesela ve verememiştir kilolarını. Hatta
belki de tüm bunların ötesinde çoğunluğunu alt gelir grubunun oluşturduğu bir
toplumda yaşadığından ekmek ağırlıklı beslenmek durumundadır belki. Belki
çalıştığı iş yerinde tüm gün oturuyor, tabildotta ne çıkarsa yemek zorunda
kalıyordur.
Kimse kilolu
olmayı savunduğumu düşünmesin. İnsan için sağlıksız olduğu kanıtlanmış bir
durumun arkasında duracak değilim. Ama giderek çarpıklaşan bir sistemin bize
dayattıklarına uymak için bu kadar çırpınmamız ve bizim gibi olmayanları kusma
telaşımız neden?
Bize ne o
kadının kilosundan ve kilosuna rağmen giymiş olduğu tayttan? O öyle mutlu, öyle
rahat diye biz neden kıvırır olduk burunlarımızı? Bu yazıyı okurken “ama göz
zevkimizi bozuyorlaaaaar” diye içinden geçiren panpişlerin bilmesini isterim ki
onların da Instagram’da filtre üzerine filtre koyarak paylaştıkları bol boyalı,
ördek dudaklı fotoğrafları beni hayattan soğutmakta ama bakınız hiç sesimi
çıkarmıyorum.
Birileri
için giyinmeyi, birileri için iyi görünmeyi amaç edinmiş insanların bunları
anlaması elbette çok güç ama; “bir insanı yargılamadan önce gökte üç ay
eskiyinceye dek onun makosenleriyle yürü...” der bir Kızılderili deyişi.
Aklınızda, aklımızda bulunsun.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder